ARKHE ALANBALAT · 1891

Sofrayı bir hafıza alanı olarak düşünmek

Üretici Sesi · Şeyda Sayın · 3 Ekim 2026

Uzun sofrada armutlar, yeşillik tabakları ve konuşan katılımcılar
Levha · Sofrayı bir hafıza alanı olarak düşünmek3 Ekim 2026

Spoon, insanı merkeze alan disiplinlerüstü bir sofra ve hafıza pratiği olarak Arkhe’de ilk bir aradalığını gerçekleştiriyor. Şeyda Sayın’ın arkeoloji, gastronomi, sanat, antropoloji, mimarlık ve sözlü tarih arasında kurduğu araştırma pratiğinden doğan Spoon, sofrayı hafıza, ritüel ve insan ilişkilerinin kesiştiği bir alan olarak ele alıyor.

Çoğu zaman “arkaik” insanı merak etmemden kaynaklanan içgüdüsel bir hareketle; bir yapıya, bir nesneye, bir yemeğe, bir ritüele ya da bir malzemeye baktığımda, onun yalnızca kendisiyle değil; insanla, mekânla, hafızayla ve zamanla kurduğu ilişkiyi gözlemliyorum. Zaman içinde bu bakışlar beni gastronomi, sanat, antropoloji, mimarlık, kültürel çalışmalar ve sözlü tarih gibi farklı alanlarla ilişki kurmaya götürdü. Spoon da tam olarak bu karşılaşmaların içinden doğdu.

Spoon’u yalnızca bir arkeogastronomi pratiği olarak değil, insanı merkeze alan disiplinlerüstü bir sofra ve hafıza pratiği olarak düşünüyorum.

Yemek, yalnızca bedeni besleyen bir ihtiyaç değil; aynı zamanda hatırlamanın en güçlü gündelik biçimlerinden biri. Bir koku, bir tat ya da bir yemeğin dokusu bizi ait olduğunu düşündüğümüz bir zamana, mekâna veya insana yeniden götürebiliyor.

Bu nedenle yemek, kişisel hafızanın yanı sıra toplumsal ve kültürel belleğin de taşıyıcısı. Tariflerin aktarılması, belirli yemeklerin belirli günlerde hazırlanması ve sofraların etrafında anlatıların paylaşılması, belleğin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlıyor.

Bu ilişkinin Arkhe’sinden bakmayı arzuladığımda ise antik çağda yemeğin, üretim ve tüketimin çok ötesinde; toplumsal ilişkilerin, inançların, ritüellerin ve kimliklerin bir parçası olduğunu görüyorum.

Bir yemeğin nasıl hazırlandığı, kimlerle ve nerede paylaşıldığı; kurban, şölen, adak ya da gündelik yaşam gibi farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşıyabiliyordu.

Bu nedenle antik yemek kültürünü araştırmak, yalnızca “Ne yeniyordu?” sorusunu değil; “Kimlerle, hangi ritüel içinde, nasıl bir sofrada ve hangi anlamlarla paylaşılıyordu?” sorularını da sormak demek.

Sofra, tam da bu noktada yemeğin ötesine geçerek belleğin, ritüelin ve insan ilişkilerinin buluştuğu bir hafıza alanına dönüşüyor.

Arkhestia, Arkhe’nin ilk sofrası olarak bu düşüncenin başlangıç noktalarından biri.

Arkhe-ilk ile Hestia-ocak, ev ve sofra kavramlarının kesişiminde; sofrayı yalnızca yemek yenen bir yüzey değil, bir aradalığın kurulduğu bir zemin olarak düşünüyoruz.

Belki de her şeyin başladığı o ilk sofrayı; paylaşmanın, konuşmanın, hatırlamanın ve birlikte düşünmenin zeminini şimdi Arkhe’de sizlerle birlikte kuruyoruz.

9 Ekim Cuma, saat 19.00’da gerçekleşecek ilk biraradalığımız için heyecanlıyız.

9 Ekim Cuma, 19.00 · Arkhestia sofrası →

Günlüğe dön

Program duyurularını ilk sen al.